More share buttons
Share on Pinterest
There are no images.
Paylaşın










Submit

dünya kupası 2014 brezilyadünya kupası dün bitti. futbolla fazla ilgili değilim aslında, o yüzden zaman zaman seyrettiğimde odağım tavır, süreç, seçim, hazırlık, strateji gibi konulara kayıyor. genel olarak bütün spor karşılaşmaları hayatın küçük birer örnekleri gibi geliyor. dolayısıyla, bu bir futbol yazısı değil.

işin aslı; spordan çıkarılan hayat dersleri klişedir… ilginçtir ki, spor için gösterdiğimiz mücadeleyi hayatın içinde göster(e)miyoruz. bunun bir çok sebebi olabilir ama aslında düşünüldüğü kadar da zor değil. gerçi, bu ayrı bir konu. dediğim gibi; dünya kupası dün bitti… tüm sürece bakacak olursak, hayatla özdeşleştirilecek bir kaç şey bulabiliriz. şöyle ki;

1. ilerlemek, her zaman kazanmak demek değil. mesela grup maçlarından çıkıp yarı finalde elenmek. dünya kupasına gelene kadar bir çok aşamadan geçmiş olmak şampiyon olunacağının garantisi değil elbette. hatta bazı durumlarda sizin elde ettiğiniz sonuç yeterli olmayıp, başkalarının aldığı sonuçlar da önemli. ancak, ne olursa olsun dünya kupasında oynamanın harika bir duygu olduğuna eminim; bizler için bile.

günlük olaylar karşısında bizim durumumuz da böyle değil mi? gerek terfi için çabalıyor olun, gerekse yeni bir beceri öğreniyor veya değişmek için uğraşıyor olun; ilerlemek için yapmanız gereken şey her gün, her sefer elinizden gelenin en iyisini yapmak. bazı günler eksik kalırsınız, diğer günler harika olursunuz… ama toplamda elde ettikleriniz, süreçte kaybettiklerinizden daha önemlidir.

2. takım olmadan dünyanın en iyi oyuncusu olmak anlamsız. çok iyi oynayan bir futbolcu düşünün. ve takımın bütün stratejisi bu oyuncu üzerine kurulu. herkes aldığı topu ona aktarıyor ve onun da gününde olduğunu umuyor. bu durumda o takım pek bir varlık gösteremez öyle değil mi? bazı takımların ilerleme gösterememesi bundan kaynaklandı. ronaldo ve portekiz gibi…

takımın başarısı için bir kişiye çok fazla güvenmek başarı için bir strateji olmaktan çok uzak. kendi zayıf ve güçlü yanlarınızı bilmek durumundasınız.  gücünüze çok güvenip zayıf yanlarınızı görmezden gelemezsiniz.  takım içindeki diğer insanlarla olan ilişkinizi hedefinizi destekleyebilecekleri şekilde kurmalısınız.  kazandığınızda bütün övgüleri siz almamanızın yanında, kaybettiğinizde de bütün suçlamaları üstlenmemelisiniz ya da diğerlerini suçlamamalısınız. başarılı bir takım yaratmak, başlı başına bir beceridir.

3. koşullara uyum sağlamak. bazı takımlar her 4-5 günde bir neredeyse 5000 km yol katetti. şu anda brezilya’da kış olsa bile bazı daha tropik bölgelerde ısı 37 dereceye kadar çıkabiliyor. bu durum, takımların maçlar arasında stratejileri ve performansları üzerinde nasıl çalışacakları konusunda etkili oldu. dünya kupası tarihinde ilk defa su molası verildi.

çevrenize, şartlara, sağlığınıza, zihinsel netliğinize önem verin. ona göre planlama yapın. eğer kendinizi rahatsız hissediyorsanız ve tekrarlanamayacak önemli bir sunumunuz varsa elinizden gelenin en iyisini yapmak durumundasınız. gücünüzü koruyun.  belki tüm olayı tek başınıza gerçekleştiremeyeceğinizi farkediyorsunuz. çalışma arkadaşlarınızdan ihtiyacınız olan noktalarda yardım isteyin veya verilen arada kendinizi fiziksel olarak daha iyi hissettirecek bir şeyler planlayın. benzer şekilde, eve döndüğünüzde kötü bir gününüzdeyseniz, evdekilere (ailenize) neye ihtiyacınız olduğunu net bir şekilde söyleyin. cannızın sikkın olmasından dolayı kavga etmektense sakinleşene kadar bir süre yalnız kalmak daha iyidir. kendimize ve çevremizde odaklı olmak bize kendimizi ayarlamak için fırsat yaratır. “elimizden gelenin en iyisi” statik bir durum değil. koşullara uyum sağlamamız gerekir.

4. favori olmak, hep kazanılacak anlamına gelmiyor. mesela ispanya, favoriydi yanılmıyorsam… ama olmadı. aynı şekilde ingiltere -ki dünyanın en iyi ligine sahip olduğu konusunda herkes hemfikir.

gerek koşullar, gerekse takım dinamiği veya o günkü rakibin daha iyi olması; geçmiş performanslar veya favori olmak başarıyı garantilemiyor. avantajınız olmadığı durumda bile kazanabilecek gibi davranmalısınız. özgüven çok önemli ve eğer yaparken herşeyinizi ortaya koyduğunuzda düşündüğünüzden fazlasını elde etmeniz işten bile değil. zaferi veya başarıyı, bahşedilmiş gibi görmeyin; yapılması gereken yapıldığında, dezavantaj avantaja dönüşebilir. her meydan okuma, bir dereceye kadar bilinmezlik; ve ukalalık zayıflıklarımıza karşı bizi kör edebilir. bir anlık dikkatsizlik size pahalıya malolabilir.

5. yedekten çağırıldığınızda kalkın. hepimiz başlangıçta görev almayabiliyoruz. gerek olgun ve tecrübeli, gerekse genç ve tecrübesiz olun, bazen oyuna yedek kulübesinde başlayabiliyoruz. mesela amerika’nın 2 gölü 2 genç yedek oyuncudan geldi. almanya’nın 36 yaşındaki tecrübeli ve yedekteki oyuncusu klose performansıyla, takımdaki yerini sağlamlaştırdı.

bazı durumlarda -kontrol edemediğimiz koşulların etkisiyle veya geçmiş kötü performansımızdan dolayı- kendimizi gözden düşmüş bulabiliriz.  umutsuzluğa düşmek veya vazgeçmek bir seçenek olmamalı. zamanı geldiğinde kendimizi göstermek için eğitime, öğrenmeye, büyümeye, becerilerimizi geliştirmeye devam etmeliyiz.

Share on Pinterest
There are no images.
Paylaşın










Submit