işinizde veya projenizde kararsız kaldığınız veya nasıl bir karar vereceğinizi bilemediğiniz zamanlar oluyorsa, peter drucker‘ın “yönetim uygulaması” adlı kitabında bir bölüm olarak ele aldığı karar vermenin beş aşamasını incelemenizi öneririm. iki bölümde yazmayı planladığım bu yazının ilk bölümünü şu linkten okuyabilirsiniz; zira ilk üç aşamayı o yazıda ele almıştım.

ilk bölümde de belirttiğim karar verme sürecinin beş aşaması tekrar hatırlayalım:

  1. problemi tanımlayın
  2. problemi analiz edin
  3. alternatif çözümler geliştirin
  4. en uygun çözüm üzerinde karar verin
  5. çözümü etkili eyleme dönüştürün

son iki aşamasını özet olarak aktarmaya devam ediyorum;

4. en uygun çözümü bulun

bir sonraki adım en uygun çözümü tanımlamak. tek bir çözüm olması çok enderdir ama amaç, alternatifleri en uygun olana indirgemek. drucker, seçenekler arasında geliştirdiğiniz en uygun çözümü seçmek için dört kriter öne sürüyor:

risk. beklenen getiriler karşısındaki her çözüm için riski tartın. drucker’ın dediği gibi: risksiz ne eylem ne de eylemsizlik vardır. fakat, önemli olan beklenen ve öngörülen risk değil aralarındaki orandır.
çabanın ekonomisi. hangi eylem en az çabayla en iyi sonucu veriyor ve işin gidişatında en az bozulmayı yaratan bir değişim sağlıyor? drucker, çok fazla yöneticinin fil silahıyla serçe kovaladığını vurguluyor… bir çoğunun da sapanla tank vurmaya çalıştığını.
zamanlama. eğer kararı acilen vermek gerekiyorsa, şirketteki herkesin önemli bir şey olacağını bilmesini sağlayacak bir eylem planı seçmek durumundasınız. bunun tersi de doğru. eğer kararın herhangi bir aciliyeti yoksa ve uygulaması yavaşsa, en uygun çözüm muhtemelen seçenekler içindeki en yavaş olanlar arasında olur. burada drucker’ın önerisi şu: yöneticiler yeni bir şey başarmak için vizyonlarını değiştirmeleri gerektiğinde; hırslı olmak, onlara büyük resmi, tamamlanmış programı ve nihai amacı sunmak en iyisidir. alışkanlıklarını değiştirmeleri gerektiğinde; en iyisi adım adım ilerlemek, yavaş ve sakin başlamak ve çok gerekli olanlar dışında hiç bir şey yapmamak olabilir.
kaynakların sınırlandırılması. bunu göz önünde bulundurmak için gereken en önemli kaynak, çözümü veya kararı uygulayacak olan insanlardır. bunun yanında; bu kişilerin vizyon, yeterlilik, beceri sahibi olduklarından ve karar verilen eylemi anladıklarından emin olmalısınız. organizasyonunuz, çözümü uygulamaya koyacak doğru insan ve ortama sahip mi? doğru kaynağınız yoksa hatalı çözümü seçmeyin. düşüncelerini ayıran kriter şu: bu, kağıt üzerinde işleyen ama uygulamaya koyulduğunda insan kaynaklarının yetersizliğinden dolayı başarısız olacak bir çözümü bulmaya yönelik bir problemi çözmek değil.

5. kararı etkili bir eyleme dönüştürün

asıl olay bu aşamada işte. dinlemeye, analiz etmeye, karar almaya, düşünüp taşınmaya, getirisini götürüsünü hesaplamaya, kabullenmeye vs. çok fazla zaman harcayarak; kararı uygulamak, harekete geçmek, değişimi uyarlamak için zaten fazlasıyla yorulmuş veya bunalmış oluyoruz (veya aslında hiç bir şey yapmasak daha iyi oluyor neredeyse) . drucker şöyle diyor: kararın çözüm olabilmesi için harekete geçmek gerekir.

kararı nasıl eyleme dönüştürürüz? herkesin, değişimin veya değişen tutumun sadece kendileri için değil etkileşimde oldukları diğerleri için de gerekli olduğunu anladığından emin olun. drucker, insanların bu yeni tutumu kabullenmelerini motive etme yolunun, bu kararı kendi kararlarıymış gibi hissetmelerinden veya karar verme sürecine dahil olmalarından geçtiğini söylüyor. bilgi toplama aşamasında veya karar verme sürecinin başlarında yer almaları gerekli değil, ama alternatif çözümlerin geliştirildiği aşamada yer almalılar. drucker, eğer dahil olurlarsa çözümün daha verimli olacağına inanıyor çünkü karar verenin sahip olmadığı farklı bakış açıları ve deneyimlere sahipler.

o yüzden sıklıkla destekleme, kabullenme, tabana yayma çabasından ve çalışanları değişime zorlamadan onları karara dahil etmenin en iyi yol olduğundan, bu sayede kendilerini kararın bir parçası olarak hissedeceklerinden bahsediliyor. sonuç olarak, insanlar sürece dahil olurlarsa veya neden ve nasıl dahil olduklarını bilirlerse süreci hızlandırmaya, kendilerini adamaya ve başarılı olmak için kaynaklarını doğru kullandıklarından emin olmaya gönüllü olacaklar. zorladığınızda muhtemelen direnecekler.

bu bilgilerden sonra peter drucker’ın şu sözü daha anlamlı oluyor: “başarılı bir iş gördüğünüzde bilin ki biri cesur bir karar vermiştir.” o yüzden, karar verme sorumluluğu sizdeyse ve bu bakış açısına sahipseniz, endişelenmeyin… başaracaksınız!

 

0 0 oy
Yazıyı Puanlayın
0
Yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın :)x
()
x