pandemi psikolojisi ibaresini, steven taylor adında klinik psikolog olan bir profesörün independent gazetesi’ndeki makalesini okuduğumda öğrendim. bazı insanların mantıksız tavırlarını ve pandemilerin kontrol altına alınmalarında psikoloji biliminin ne kadar önemli olduğunu anlamamıza yardımcı olacağını düşünerek makaleyi olduğu gibi aktarmaya karar verdim:

pandemilerin psikolojisi üzerinde yıllarca çalıştım. bu makalede yazdıklarım, kovid-19’la ilgili bilmeniz gerekenler.
2019’un başlarında, pandemiyle ilgili bir çok tahminde bulundum ve neredeyse tamamı gerçekleşti. – Steven Taylor

eğer kovid-19 pandemisi size gerçek gibi gelmiyorsa, bana da iki katı gerçeküstü geliyor. neredeyse iki yıldır üzerinde çalıştığım pandemilerin psikolojisi isimli kitabım aralık 2019’da yayımlandı. yayımından bir kaç hafta sonra da kovid-19, pandemi boyutunda yayılma noktasına geldi. kitabımın son kısmında “bir sonraki pandeminin portresi” isimli bir bölüm var. esas itibariyle, bu bölümde anlatılan her şey zaten olmuş duruma. bu bölüm, kovid-19’un dünyaya yayılmasından bir yıldan fazla bir süre önce yazıldı.

kitap, bazılarının söylediği gibi kehanet mi içeriyor? hayır — araştırmaya dayanıyor.

ama arkasındaki hikaye şu.

ben, klinik psikoloğum ve aynı zamanda british columbia üniversitesi psikiyatri bölümünde profesörüm. hastalarıma bakıyorum, öğrencilerimi eğitiyorum ve araştırmalarımı yapıyorum. 30 yılı aşkın kariyerimde klinik ve araştırma ilgi alanlarım kaygı bozukluğu ve buna bağlı problemler üzerine odaklı oldu. bu, adı daha önceden hipokondriyaz olan “sağlık endişesi”ni de kapsıyor.

sağlıklarıyla ilgili endişe duyan insanların tedavi edilmeleri zorlayıcı olabiliyor ama yine de hipokondriyaz beni her zaman büyülemiştir. bu tür bir probleme sahip olan insanlar, doktorları sürekli olarak sağlıklarının iyi olduğuna dair güvence verse bile sağlıklarıyla ilgili haddinden fazla endişe duyarlar. meslektaşlarım ve ben, bu problemlere sahip olan hastaları tedavi ettik ve araştırma makalelerini ve sağlıklarıyla ilgili elden ayaktan düşüren endişe sorunu olan insanlara nasıl yardım edileceğiyle ilgili kitap yazdık.

hipokondriyazla ilgili klinik çalışmalarımın ve araştırmalarımın sırasında gazetelerde bir sonraki pandeminin gelmekte olduğuyla ilgili raporlara denk geldim. bu beni, hastalarımın böyle bir felaketle nasıl başa çıkacaklarıyla ilgili endişelendirdi. o yüzden, geçmiş pandemilerle ilgili araştırma yapmaya başladım ve enfeksiyon tehdidine karşı insanların nasıl tepki verdiklerini ve nasıl başa çıktıklarını anlamaya çalıştım.

pandemilerle ilgili bilgi sahibi oldukça, pandemilerin aslında psikolojik fenomenler olduğunun daha çok farkına vardım. pandemiler sadece virüs bulaşan insanlarla ilgili değil. pandemilere insanların tavrı sebep oluyor ve sınırlı kalıyor. pandemiler, sadece insanların öksürürken ağızlarını kapatmaları, ellerini yıkamaları, sosyal mesafeye uymaları ve (aşıları yoksa) aşı olmaları gibi belli başlı şeyleri yapmalarıyla kontrol altına alınabiliyor. eğer çeşitli psikolojik sebeplerden dolayı insanlar bunları yapmayı reddediyorsa, o zaman pandemi yayılmaya devam ediyor.

pandemilerin psikolojisiyle ilgili araştırma yaptıkça, toplumların pandemilere nasıl tepki verdiği konusunda psikolojinin ne kadar önemli olduğunun farkına vardım. önceki pandemilerde ırkçılık, panik satın almalar, sağlığından endişe edenlerin hastanelere hücum etmesi vardı ve eve kapanmaktan veya sosyal mesafenin farklı formlarından dolayı insanlar sıkıntı yaşamışlardı. pandemik enfeksiyon tehdidiyle insanların nasıl başa çıkacaklarını ve tepki vereceklerini anlama konusunda psikolojinin son derece önemli olduğu bariz. ve aslında, şu anki kovid-19 pandemisinde bütün bunları görüyoruz.

dünya kovid-19 pandemisiyle karşı karşıya kalmadan önce kitabımı yazarken, önemli bir şey üzerinde olduğumu fark ettim. bildiğim kadarıyla hiç kimse bütün parçaları bir araya getirmemişti. kimse, pandemileri anlama ve üstesinden gelme konusunda psikolojinin önemli olmasıyla ilgili bütün yönleriyle inceleme yapmamıştı. bu projede iki yıl boyunca, araştırmalarımı, farklı bilimsel uzmanlık alanlarından ve sayısız pandemiden gelen tarihi bilgileri karşılaştırarak çok derin çalıştım. bunun çok önemli bir proje olduğu hakkında ikna olmuştum çünkü virologlar bir sonraki pandeminin yakında geleceğini tahmin ediyorlardı. dolayısıyla, genel olarak bulaşmanın yayılmasını kontrol altına almak ve pandemilerden kaynaklı duygusal sıkıntılarla başa çıkmaları konusunda insanlara ve kurumlara yardım etmek için pandemilerin psikolojisini anlamak önemliydi.

proaktif olmayı seviyorum. problemler ortaya çıkmadan önce sezmeyi seviyorum. “pandemilerin psikolojisi” kitabını bu sebepten dolayı yazdım. hazırlıklı olalım; bir sonraki pandemi geliyor. o yüzden kovid-19 salgınından yaklaşık 10 ay kadar önce editörüme pandemi kitabını yazma teklifimi gönderdim. teklifimi “kimse bu kitabı okumaz” diyerek reddetti. üzülerek, sadece gözümüzün önündekine odaklanıyoruz ve uzun vadeli problemleri önemsememeye meyilliyiz diyerek insanların uzağı görmediğini anlatmaya çalıştım. editörüm ikna olmadı. o zaman, başka bir yayımcıya gittim ve kitabım kovid-19 yayılmadan bir kaç hafta önce basıldı.

kitabımın son bölümündeki “bir sonraki pandeminin portresi” başlıklı kısmında, oldukça doğru bir resim ortaya koyarak kovid-19’la ilgili ne olabileceğini öngörebildim. bununla beraber, bir kaç noktayı yanlış ele almışım. bir sonraki pandeminin koronavirüs yerine bir influenza virüsü olacağını varsaymıştım. ve tuvalet kağıdının panik halde satın alınacağını kim bilebilirdi ki? önemini sonradan anlama konusunda tek izah edilebilir nokta bu.

kitapta hala test edilmesi gereken bir kaç öngörü var: bu pandemide, son pandemilerde olduğu gibi, mümkün olduğunca insanların beraberlik içinde birbirlerine destek vermesiyle sosyal fedakarlık artacak. ancak, bu pandemideki endişem, bir aşı bulunduğunda insanların aşı olmayı umursamayacakları. önceki pandemilerde böyle bir sorun vardı. hepimiz aşı olmazsak, toplumumuzun daha hassas bireylerini koruyamayız ve bu insanlık felaketini yaşarken herkesin aklında tutması gereken bir şey bu.

 

_________________________________________________

bu makalenin orijinalini aşağıdaki linkte bulabilirsiniz. benim asıl ilgilendiğim konu, bu bilgilerden sonra kendinizi nasıl hissettiğiniz. siz de makalede anlatılanları yaşıyor musunuz? yaşıyorsanız, okuduğunuzda ne hissettiniz? lütfen yorumunuzu paylaşın.

 

makalenin orijinali: pandemilerin psikolojisi