google’da arama yaptığınızda ‘pazartesi sendromu’yla nasıl başa çıkılabileceğine dair sayısız yazıya ulaşırsınız. aslında hepsi de hemen hemen aynı tavsiyelerde bulunuyorlar: pazar gecesi uykunuzu iyi alın. pazartesi sabahı soğuk suyla duş alın. kahve için. pazartesi günü için yapmanız gerekenler listesinde yapmayı çok isteyeceğiniz bir şey olsun. vs. vs.

sorun sadece haftaya başlamaksa, fena öneriler değil aslında. ancak, bu öneriler dışında bu sendromun altında yatan bir sorun varsa bunlar belirlenmeli. bazen pazartesiye direnmek, ruh halinin bir yansıması da olabiliyor. konu buysa, o zaman soğuk bir duş almak veya bir fincan kahve içmek, yangını durdurmak için yangın alarmının pillerini çıkarmak gibi bir şey olur. daha farklı bir şey yapmalısınız.

pazartesilerden nefret mi ediyorsunuz? aşağıdaki göstergelere dikkat etmemiş olabilirsiniz;

1. iş yükünüz fazla.

itiraf edelim; bir çoğumuz için son 10 yıldır çalıştığımız işlerimiz çok talepkar hale geldi. şirketler, maliyetleri düşürmek için personel kesintisine giderken, geride kalanlardan her gün daha fazla iş yapması bekleniyor. aynı işte uzun süredir çalışanların, genelde kişisel standartları yüksek oluyor ve bu standardı tutturabilmek için artan iş yükünü karşılamakta zorlanıyorlar. bu kadar çabalamaya rağmen dişe dokunur bir ilerleme kaydetmiyor olmak yorucu ve hayal kırıklığı yaratıcı bir durum. üstlerinizle durumunuzu konuşmanız bir çözüm olabilir. bu mümkün değilse başka bir iş bulma yoluna gidebilirsiniz.

2. işiniz tatmin edici değil.

sadece pek azımız harika, tatmin edici, eğlenceli ve her dakikası keyif verici işlere sahibiz. bir çoğumuz, duruma göre zaman zaman heyecanı veya en azından tatmini olan iç bayıcı bir rutine sahibiz. o keyifli zamanlar çok azsa veya araları çok uzunsa, o zaman kafamızı işimizden kaldıramıyoruz demektir. değerinizi arttırmak ve bulunduğunuz konumdan farklı bir noktaya sıçramak için farklı bir şeyler yapmanız gerekiyor. ya da işinize olan ilginizi arttıracak bir projede veya eğitimde yer almanız mümkün olabilir mi diye şirket içinde bir arayışa girebilirsiniz. şirket içinde bir fırsat yoksa o zaman şirket dışı eğitimlere yönelebilirsiniz.

3. hayatınız dengesiz.

sürekli çalışmak insanı aptala çeviriyor. hayatınız sadece iş, iş, işse o zaman kendinizi bıkkın hissetmeniz kadar normal bir şey yok. işiniz ne kadar önemli olursa olsun, kendinize dikkat etmeye ve enerjinizi toplamanız için dinlenmeye ihtiyacınız var. bu, bir hobi veya ilgi alanı edinmek, eğlenmek veya dinlenmek için zaman ayırmak veya yeme alışkanlığınızı tekrar düzenlemek, yeterli uyumak veya egzersiz yapmak gibi şeyleri içeriyor. sadece hafta sonları bu anlamda kendinize vakit ayırırsanız bütün haftaya etki edecek bir hareket olmuyor. bunları hafta içine yaymalısınız ki hayat tarzınız ve rutininiz dengeye gelsin. bir çok insanın hemen olmaz o iş diyeceğinden eminim ama vakit ayırmak zorundasınız. kendinize dikkat edin.

4. işiniz ilişkilerinizi bozuyor.

uzun saatler çalışmanızı gerektiren bir işiniz varsa veya işinizi eve de götürmek zorunda kalıyorsanız; ailevi ve arkadaş ilişkilerinize zarar vermesi kaçınılmaz. çocukalrının etkinliklerine laptoplarıyla giden anne babaları görmek üzücü. arkadaşlarınızla birlikte olduğunuzda bir iş telefonunun gelip ortamı bozması, onları rahatsız eder. işinizle ilgili memnuniyetsizliğiniz, sevdiğiniz insanlarla birlikte olma ve onların sıcaklığını hissetme ihtiyacınızı giderememenize neden olur. sürekli bir özlem içinde olursunuz. işinizin hayatınızdan aldığı zamanı iyi düşünün… size neye maloluyor.

5. işinizle ilgili tavrınız ayar gerektiriyor.

ne bekliyorsak onu elde ediyoruz. bazılarımız için iş, iki harflik bir kelimeden ibaret. “iş iştir” gibi… yani eğlencenin tam zıttı, tatlıdan önce yemek zorunda olduğun kötü bir yemek gibi. dolayısıyla, bir insan herhangi bir görev veya iş için yapılması gereken sıkıcı bir şey olarak görüp buna göre bir tavır geliştirmişse, pazartesi sabahları (doğal olarak) depresyondur. bu durumda, bir tavır nakli gerekiyor. piyango vurmamışsa veya bir miras kalmamışsa, hayatınızın büyük bir kısmını bu mantıkta bir zaman diliminde harcayarak kaybedeceksiniz. o yüzden, işinizi değiştiremiyorsanız işinizde(n) eğlenmenin bir yolunu bulun.

6. depresyonla mücadele ediyorsunuz.

depresyon çok sinsidir. haberiniz olmadan sizi içine alıverir. yani sizi aşağı çeken işiniz olmayabilir. belki de sorununuz klinik depresyondur. iştahınız mı yok? uyuma ya da uyanık kalma sorununuz mu var? cinselliğe olan ilginiz mi azalıyor? eskiden keyif veren aktiviteler artık zor mu geliyor? bunlar depresyon işaretleri olabilir. o yüzden her şey yolunda gidiyorsa, konuya bir de bu açıdan bakın ve bir uzmana görünün.

pazartesi sendromunu “haftanın ilk günü berbattır çünkü herkes de böyle düşünüyor ve bu değiştirilemez” şeklinde değerlendirmeden önce konuya başka açılardan da bakın. berbatlık konusunun, haftanın günleriyle değil seçimlerimizle alakalı olması ihtimalini göz ardı etmemek önemli. eğer sorun buysa, daha iyisini yapma şansınız her zaman var. sorunu tespit edin, değişiklikleri yapın (belki sadece soğuk bir duş ve bir fincan sıcak kahve de iyi gelebilir) ve pazartesilerinizi üretken ve tatmin edici bir hale getirin.