kişisel markalaşma dendiğinde bir çok şey akla geliyor ama vücut dili ihmal ediliyor. oysa ki vücut dilimiz yüz yüze iletişimde/etkileşimde söylediklerimizi desteklemiyorsa, gerçek anlamda köstek oluyor. eğer vücut dilimiz konusunda çalışma yapmamışsak iş görüşmelerimiz hezimetle sonuçlanabilir. yetenekli adayların bile bir iş görüşmesindeki şanslarını, yaptıkları belli başlı bazı vücut dili hatalarıyla çöpe atmaları işten değil. kıpır kıpır olma, zayıf el sıkışması, yüzünü ekşitme karşınızdaki insanda olumsuz izlenim yaratabilir ve hatta elinizdeki avantajı tümden yok edebilir. bunları bir de hatalı giyim tarzı, terleme veya kibirli tavır gibi diğer hatalarla birleştirdiğinizde tam bir facia söz konusu.

iş görüşmelerinde adaysanız, ilk izlenim toplantınızın devamı için en önemli adım. kendinizi net ifade etmeniz, görüşmeye gittiğiniz şirketle ilgili bilgi sahibi olmanız, neden başvurduğunuz pozisyona uygun olduğunuzla ilgili kendinizi nasıl sunduğunuz ve vücut dilinizi kontrol etmeniz çok önemli. kısacası iş görüşmesi için bir hazırlık yapmak faydalı olur. vücut dilinizde sorun olup olmadığından emin değil misiniz? aşağıdaki, yapılan en büyük hataların listesini inceleyip bir fikir sahibi olabilirsiniz;

göz teması yapmamak; insan kaynakları yöneticilerinin büyük çoğunluğu göz temasından kaçınmanın veya göz teması yapmamanın gördükleri en büyük hata olduğunu düşünüyor. dik dik bakmaktan da kaçınmak gerekiyor tabi ki. öylesi de gerçekten rahatsız edici olur. ancak, gözlerinizi çok kaçırmadan karşınızdaki insanı dinliyorsanız bu sizin iletişimde olduğunuzu bir göstergesidir. eğer karşınızdaki konuşurken başka yerlere bakıyorsanız, bu konuşan kişiye veya konuşulan konuya pek de ilginizin olmadığı veya odaklanmanızın zayıf olduğu anlamına geliyor.

gülümsememek; duvar gibi bir surat, iş görüşmelerinde pek bir sonuç getirmiyor. bu konuda da pek çok kişi gülümsemeyen insanların aksi olduğu yönünde bir izlenime kapıldıklarını ifade ediyor. dolayısıyla, bu iyi bir izlenim değil. sonuçta, kim ister ki huysuz biriyle çalışmayı? öyle değil mi? gülümsemek sizi sadece sıcakkanlı ve arkadaş canlısı göstermez, aynı zamanda iş görüşmesi stresinizi de azaltır. cardiff üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre yüzüne botox yaptıranlar somurtamadıkları için gülümsemeyenlere göre daha mutlu ve daha az endişeli oluyorlarmış. tabi bunun için illa botox yaptırmak gerekmiyor.

masadaki bir şeylerle oynamak; bir çok yönetici, iş görüşmesi sırasında masadaki kalemle veya kağıtla oynayan kişilerin vücut dillerinin vasat olduğunu düşünüyor. tükenmez kalemi sürekli açıp kapamak veya benzeri takıntılı hareketler, endişe göstergesidir. bu aynı zamanda hazırlıksız olmanın da bir göstergesi olabilir. en iyisi elinizi kolunuzu rahatça koltuğun kenarına veya masaya koyun. kıpır kıpır olmasınlar. endişeliyseniz bile en azından endişenizle başa çıkmalısınız.

kötü duruş; oturduğunuz sandalye veya koltukta yayılmak kendine güvenin bir göstergesi işareti değil. böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. insan kaynakları uzmanlarının büyük çoğunluğu böyle oturan adayların, görüşmelerde olduklarından yetersiz göründüklerini ifade ediyor. otururken yayılma alışkanlığınız varsa bu konuda çalışmanız sizin yararınıza olacaktır. otururken omuzlarınız ve sırtınız dik olduğunda sadece kendine güvenen bir profil sergilemiş olmazsınız, aynı zamanda karşınızdaki insana ve yaptığınız görüşmeye bir saygı göstergesidir. omuzların dik olması bir liderlik özelliğidir ve “ben liderim, beni takip et” mesajı iletir. bu hiyerarşinin bir göstergesi olmakla birlikte aynı zamanda bir saygı göstergesi.

huzursuz kıpırdanmalar; oturduğu yerde kıpır kıpır edenler, ayaklarını, bacaklarını oynatanlar iş görüşmelerinde çoğunlukla hoş karşılanmıyor. hatta bu, bir çok kişi tarafından en büyük iş görüşmesi hatalarından biri olarak görülüyor. ne yazık ki iş görüşmesi sırasında stresten kıpır kıpır olduğunuzu farketmeyebilirsiniz. bir arkadaşınızla iş görüşmesi alıştırması yapmak iyi bir fikir olabilir… en azından arkadaşınız, iş görüşmesi sırasında söyleyeceklerinize konsantre olduğunuzdaki vücut dilinizdeki sorunları gözlemleyebilir; böylece, olası bir hataya karşı hazırlıklı olursunuz.

kolları kavuşturmak; kollarınızı göğsünüzde kavuşturmak savunmaya geçmek ve düşmanca bir tavır olarak algılanır. bu hareketinizle kendinizi karşınızdaki insana kapatmış oluyorsunuz. yani iletişimi kesiyorsunuz. insanların görmek isteyecekleri bir durum değil tabi ki. açık ve erişilebilir görünmelisiniz. bu şu demek; kollarınızı birleştirmeyin ve doğal davranın. vücudunuzu kasmayın.

yüze dokunmak; bir çok yönetici saçla oynamayı, yüze dokunmayı iş görüşmelerinde direkt eksi puan olarak ele alıyor. öncelikle bu hareket sizi çocuk gibi ve stresli gösteriyor. hatta ikincisi daha da kötü. yüze dokunmak (özellikle buruna), yalan söylediğinizin bir göstergesi olarak düşünülüyor.

vücut dili konusunda joe navarro‘nun kitaplarını tavsiye ederim. uzman olmak gerekmiyor aslında… ama belli başlı bazı hareketler karşınızdaki insanda yanlış izlenime neden olabiliyor. o yüzden konuyla ilgili bilgilenmekte fayda var. şimdiden kolay gelsin :)

 

0 0 oy
Yazıyı Puanlayın
0
Yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın :)x
()
x